Kahkaha

Bayıldım

Cool

Kızgın

Mahcup

Öğretici

Şaşkın

Suskun

Tatlı

Üzgün

Süper

Seo

Sadece H2o mu İçiyoruz?

Ana Sayfa » Diğer » Sadece H2o mu İçiyoruz?
Sadece H2o mu İçiyoruz?

H20: Sadece Su mu İçiyoruz ?

Tarihi kalıntıları incelediğimizde yerleşim merkezlerinin hep su kaynaklarına yakın yerlere kurulduğunu görürüz. İnsanoğlu varlığını sürdürebilmek için su içecek, yemek yapacak, temizlenecek, tarlayı sulayacak, etinden-sütünden yararlandığı hayvanlara su içirecek… Yani kısaca, su varsa hayat vardır.

Kimyasal formülü H2O ve okunuşu su (water) olan bu sihirli molekül vücudumuzun % 60’ını oluşturur (yetişkin ve ortalama 70 kilogram bir insanda 42 litre vücut sıvısı bulunur) ve sağlığımız için çok büyük önem taşır. Vücudumuz susuzluğa ancak 2-3 gün dayanabilir. Günlük hayatımızda terleme veya idrar yolu ile kaybettiğimiz su miktarını mutlaka yenilememiz gerekir, çünkü metabolizmamız suyu depolama özelliğine sahip değildir. Günde en az iki litre tüketmemiz gereken ancak çoğumuzun ağzımızı iyice kuru hissettiğinde aklına gelen su,

• Vücut ısısını düzenler.

• Kalp sağlığını korur.

• Toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.

• Yağ yakımını hızlandırır.

• Cildimize ihtiyacı olan nemi kazandırır.

Gelişen teknolojiyle endüstriyel ve evsel atıklar çeşme sularının kaynağı olan baraj ve nehirler gibi yüzeysel sularda kimyasal kirlilik oluşturur. Bu nedenle çeşme suları evlerimize gelene kadar bir dizi temizleme işleminden geçer. Bir yandan da dezenfektan (mikrop kırıcı) amaçlı yapılan klorlama işlemi çeşme suyunun lezzetini bozar. Bu nedenlerle özellikle büyük şehirlerde doğal su kaynaklarından şişelenmiş ambalajlı suları içmeyi tercih ediyoruz.

Dünyamızda bulunan toplam su miktarı yaklaşık 1.4 milyar metreküptür. Tatlı su kaynakları bu miktarın sadece % 2.5’i kadardır.

% 2.5 oranındaki tatlı su kaynakları; doğal su kaynakları, yeraltı suları, nehir ve göllerdeki sulardan oluşur. Doğal su kaynakları ise, bu oranın yarısı kadar yani % 1.25 civarındadır.

Dünyada insanoğlunun kullanabileceği su miktarının ne kadar az olduğu görülüyor. Ülkemiz ise, kullanılabilir su kaynakları açısından oldukça zengindir.

Doğal su kaynaklarımıza,

Bolu (Uludağ, Abant, Taşkesti)

Sakarya (Doğançay, Sapanca)

Muğla (Köyceğiz)

Elazığ

Kocaeli

Niğde

Eskişehir

Aydın (Nazilli) gibi daha birçok bölgemizi örnek verebiliriz. Çeşitli su firmaları tarafından bu kaynaklardaki sular şişelenerek sunulmaktadır.

Doğal Su Kaynakları

Yağış yoluyla veya mevcut halde bulunan suların yerçekimi etkisi ile yeraltındaki jeolojik birimlerin içine sızması ve orada biriktikten sonra bir ya da birden fazla çıkış noktasından yeryüzüne kendiliğinden çıkmasıyla oluşur.

Sular yeraltına sızarken, kaya ve benzeri toprak yapısındaki kalsiyum, magnezyum, demir gibi elementleri de çözerek yapılarına katarlar. Bu tip mineraller aynı zamanda suya alkali (bazik) özellik kazandırır. Bu sular yeraltında birikirken, yüzeyde maruz kalabilecekleri kirlenmelerden de korunur. Böylelikle temiz ve vücudumuz için gerekli mineralleri barındıran en uygun su haline gelir.

Vücudumuzun H2O’nun yanı sıra alması gereken birçok mineral de vardır. Bu ihtiyaçlar içme suyu ile büyük oranda karşılanır.

pH Değeri

İçme suyu reklamlarında veya dinlediğimiz bilgi içerikli sunumlarda, suyun alkali olmasından veya alkali derecesinden bahsedildiğini duymuşsunuzdur. Öncelikle suyun alkali olmasının ne demek olduğundan bahsetmek gerekir. Alkali, bazik anlamına gelir. Vücudumuzda bulunan sıvının pH değeri 7.4 tür. pH değeri, bir sıvının içinde bulunan hidrojen iyonu konsantrasyonunu (miktarını) ifade eder. pH, İngilizce “Power of Hydrogen”, yani hidrojen gücü anlamına gelir. pH değeri aralığı 1 ile 14 arasında derecelenir. 7 değeri “nötr” demektir. Yani bir sıvının pH değeri 7 ise o sıvı ne asidik ne de bazik özellik gösterir. 1-7 arası pH değerine sahip sıvılar asidik; 7-14 arası değere sahip sıvılar ise bazik özelliktedir.

pH değeri aralığının belirttiği asitlik veya bazlık derecesi bildiğimiz matematiğe pek benzemez. Örneğin, pH değeri 5 olan bir sıvı, pH’sı 6 olan başka bir sıvıdan 10 kat daha asidiktir. Yani pH ve asitlik arasında doğrusal bir ilişki bulunmaz.

Vücudumuza geri dönersek, 7.4 pH değeri, hafif alkali anlamına gelir. Mide sıvısının pH’sı 1.5-3 arasındadır, yani oldukça asidiktir. Yiyecekleri eritebilmek ve sindirebilmek için mide sıvısının asidik olması gereklidir. Dolayısıyla, mide haricinde kan dolaşımı ve diğer organ fonksiyonları alkali bir ortamda düzgün çalışır. Bu nedenle gün içinde kaybettiğimiz suyu alkali bir su ile tamamlamak önemlidir.

pH bir çözeltinin asitlik veya bazlık derecesini tarif eden ölçü birimidir. İlk kez Danimarkalı kimyager Lauritz Serensen tarafından Carlsberg Laboratuvarı’nda 1909 yılında tanımlanmıştır.

İçme suları nasıl alkali olabiliyor?

İçme suyunun alkali olmasını sağlayan içerisindeki kalsiyum ve magnezyum gibi minerallerdir. Vücudumuzun hücre faaliyetlerinin ve enzim aktivitelerinin düzenli devam edebilmesi, sinir iletiminin düzgün sağlanabilmesi ve kas-kemik yapısının sağlığı yeterli kalsiyum ve magnezyum miktarına bağlıdır. Bir insanın günlük kalsiyum ihtiyacı 1.000 mg iken, magnezyum ihtiyacımız ise günlük ortalama 200-400 mg’dır. Bunların önemli miktarını da içme suyundan karşılarız.

Suyun Sertlik Derecesi

Kalsiyumdan bahsetmişken; bir doğal su kaynağı, oluşumu esnasında kaya ve toprak katmanlarından geçerken üzerlerinde bulunan kalsiyum karbonatı çözer. Sudaki kalsiyum budur ve aslında suyun içerisindeki kalsiyum karbonat miktarı, su sertliği dediğimiz kavramın ta kendisidir. Magnezyum, demir gibi elementlerin varlığı da sertliği etkiler ancak başlıca katkı kalsiyum karbonattan gelir. Su sertliği için en çok kullanılan parametre, bir litrede 10 mg kalsiyum karbonat birimi ile tanımlanan “Fransız su sertliği, (Fr)” dir. 0-5 Fr arası çok yumuşak; 5-10 Fr yumuşak; 10-20 Fr orta sert ve 20-30 Fr sert su olarak tanımlanır. Ülkemizde genelde içimi daha kolay olduğundan sertliği düşük sular tercih edilmekte ancak dünya çapında bakıldığında durum hiç öyle görünmüyor.

Sert su, halk arasında sabunu köpürtmeyen su olarak bilinir.

Yeryüzünde bulunan doğal su kaynakları insanoğlunun sağlığı için gereken minerallerle birlikte, sağlığımız için gerekli bazikliği de kendi kendine sağlamıştır zaten. Bu kaynaklardan çıkarılan sular genelde hiçbir işlemden geçmeden şişelenir. Sadece kum veya toprak zerrelerinden arındırma amacıyla filtreden geçirilir ve cam veya plastik (PET) şişelere doldurulurlar. Bunun dışında yapılacak her işlem (ozonlama vb.: ozonlama dezenfektan amaçlı yapılan bir işlemdir ancak suyun mineralce fakir olmasına sebep olur) şişe etiketinde belirtilmek zorundadır. Bu nedenle suların ambalaj etiketlerine bir göz atmakta fayda var. pH değeri, kalsiyum magnezyum oranı, herhangi bir işlemden geçip geçmediği mutlaka etikette yazmak zorundadır.

Günde en az iki litre kaliteli su içerek aslında vücudumuza en güzel hediyeyi veriyoruz. Eklemlerimizin, kalbimizin, böbreğimizin sağlıklı çalışması, cildimizin, sinir iletimimiz ve kemik yapımızın sağlığı derken su içmeyi unutanların aslında kendilerinden neler kaçırıyor olduklarını görüyor musunuz?

Temiz su, temiz bir nefes gibi sağlıklı yaşamın vazgeçilmezidir.

Sadece H2o mu İçiyoruz? - Yorumlar

YORUMLARINIZI PAYLAŞIN

 

Yapılan Yorumlar

BENZER İÇERİKLERİlginizi çekebilecek diğer içerikler

Tahammülsüzlük

Tahammülsüzlük 22 Ekim 2017

İklim Niçin değişir?

İklim Niçin değişir? 26 Eylül 2017

DNA’nın Yeniden Keşfi

DNA’nın Yeniden Keşfi 13 Mayıs 2017

Yapay Zeka Nedir ?

Yapay Zeka Nedir ? 12 Mayıs 2017

  • Dizi İle İlgili Yazılarım

    dizi
  • Son Yorumlar

  • blog sözlük
  • RASTGELE İÇERİKLER

    Satış Ortaklığına Katkı Sağlayacak 4 İçerik Pazarlama Çalışması Google Ne Kadar Elektrik Faturası Ödüyordur? Seo Nedir, Nasıl Yapılır ? İklim Niçin değişir? Büyükada’da Kışın Ne Yapılır? Teknolojinin Hızlı Gelişimi

    FACEBOOK SAYFAM

    Hoşgeldiniz

    Ahmet Cem AKTAŞ - Tüm Hakları Saklıdır