Kahkaha

Bayıldım

Cool

Kızgın

Mahcup

Öğretici

Şaşkın

Suskun

Tatlı

Üzgün

Süper

Seo

Hiçliğin Enerjisi

Ana Sayfa » Genel » Hiçliğin Enerjisi
Hiçliğin Enerjisi

Süpernovalar üzerinde çalışmakta olan 2 rakip astrofizik grubu 1998 yılında büyük önem arz eden deneysel keşiflerden bir tanesini gerçekleştirdi. Buldukları şuydu: Boş uzay, yani vakum aslında pek de boş değil. Uzay boşluğundaki her santimetreküpte 10 ile 29 gram arasında görünmez bir madde, yani vakum enerjisi bulunduğu keşfedildi. Bu ölçüyü küp santimetre su içerisindeki madde miktarı ile karşılaştırdığımızda 29/1’ine proton kütlesi ile karşılaştırdığımızda ise 5/1’ine denk geliyor. Tüm dünya gezegeninin bu madde ile oluştuğunu düşündüğümüzde Dünya’nın ağırlığı 1 gramdan daha az oluyor.

 

Vakum enerjisi bu kadar küçükse gerçekten var olduğunu nereden biliyoruz? En hassas teraziye bile 10-29 gram madde koysak ölçemez. İlk başlarda insanların çoğu bu keşfe şüpheci yaklaşıyordu ama kozmik mikrodalga arka plan ışımasını araştıran kozmologlar ve evrendeki dev ölçekli yapıları inceleyen araştırmacıların ortak çabası sayesinde kanıtlanmakla kalmadı, bir de belirli bir yanılma payıyla ölçüldü bile. Şüphe ve güvensizlikler yerini kabullenme ve heyecana devretti. Sonunda Saul Perlmutter, Brian Schmidt ve Adam Riess’e 2011 yılının Nobel Ödülü’nü getirdi. Haber tüm dünyadaki fizikçileri şaşırttı. ancak sonuçta hiçlik için bir yaygara koptuğundan mı bahsediyoruz? Onu bulmak bu kadar zorsa belki de bu ipe sapa gelmez, haber değeri olmayan bir şeydir?         

 

NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?

Vakum enerjisi son derece küçük ama gerçek şu ki evrendeki normal maddenin ortalama enerji yoğunluğuyla kıyaslanabilir düzeyde. Bu keşif öncesinde gök bilimciler, uzay boşluğunun düz olduğu düşünceyi göz önüne alarak, madde yoğunluğunun %30 civarında olduğunu düşünüyorlardı. Buda evrenin açık bir geometrik forma sahip olduğu anlamına geliyordu ve tabii ki başlangıcını açıklayan kozmik şişme teorisinin tahminlerine de ters düşüyordu. Boşluk enerjisi konulu beklenmeyen bu keşif, ellerindeki toplam yoğunluk miktarında eksik olan o %70’i ekledi. Böylece kozmik şişme kozmolojisini onaylayan en önemli bulgulardan birini elde ettik.

 

Bu küçücük boşluk enerjisi, evrenimizin ufak bir ivme kazanarak genleşmesine yol açıyor. Şu anki boyutlarının iki katına çıkması için 10 milyar yıl gerek. Genişleme hiç durmadan devam ediyor. Yaklaşık 150 milyar yıl içinde tüm uzak galaksiler bizden öylesine uzaklaşmış olacak ki onları bir daha hiç göremeyeceğiz. Eskiden olsa, gelecekte çok daha fazlasını göreceğimizi düşünürdük. Oysa şimdi tam aksinin olacağını biliyoruz.

 

Albert Einstein boşluğun enerjisi olabileceği ihtimalini neredeyse bir yüzyıl önce öne sürmüş ama sonra kendi kendine bu fikrinden vazgeçmişti. Diğer parçacık fizikçileri bu düşünceyi tekrar gündeme getirmiş olsalar da en isabetli ölçümleri bile gerçek olamayacak kadar yüksek çıkıyordu. Uzun bir zaman boyunca, bu enerjinin sıfıra eşit olması gerektiğini açıklayan bir kuramın peşindeydiler. Fakat bu boşa harcanmış bir çabaydı. Neden sıfır olmadığını, inanılmaz derecede küçük de olsa bir değeri olduğunu açıklamaya çalışmaksa daha zor bir çaba gerektiriyordu. Ve tabii ki ek olarak şöyle bir problem daha vardı: Bulunan şekliyle onu evrendeki maddenin vasati enerji yoğunluğuyla karşılaştırabiliyoruz ama evrenin geçmişine baksak kendisi bu boyutlara erişmemiş olduğu için vakum enerjisi de normal maddeyle kıyaslanınca dikkate alınmaya değmeyecek kadar azdı. Gelecekteyse evren genleştikçe olağan maddenin yoğunluğu üssel olarak, yani katlanarak azalacak. Neden tam da bunun ölçülebilir olduğu bir zaman diliminde yaşıyoruz?        

 

Süpernovalar

Süpernovalar

 

 

BUNU NASIL YORUMLAYACAĞIZ?

Hiçliğin enerjisinin ölçümünden önce, yaklaşık 30 yıl kadar evvel Steven Weinberg ve diğer bazı bilim insanları vakum enerjisi değerinin çok düşük bir miktara karşılık geldiğini keşfedeceğimizi ileri sürdü. Çünkü bu enerji negatif değerli olan büyük bir miktarda olsa evrenin, daha yaşam başlamadan çökmesine sebep olur, pozitif değere sahip büyük bir miktarda olsa galaksilerin oluşması mümkün olamazdı. Bu nedenle küçük ama yeterli seviyede olup, mutlak bir değere karşılık gelmesi gerektiği düşünülmüştü. Fakat bu antropik argüman tek başına yeterli değildi. Ana etkileşimlerin tümünün birlikte olduğu bir kuramda bütün parametrelerin hesaplanması gerekir ki boşluk enerjisi de içlerinden önem arz edenlerden biri olduğuna göre değişmeyen bir sayı olmalı, diye düşünürdük. Bu yüzden onu “kozmolojik sabit” olarak adlandırmıştık. Yalnız gerçekten sabit bir değerse yaşam temelli antropik yaklaşıma ters düşen bir bulgu olacaktı. Mevcut durumda bu sorunu çözmenin bilinen tek yolu, kozmik şişme, çoklu evrenler ve sicim kuramı kanadından geldi. Zaten hepsi, evrenimizin farklı bölgelerde farklı özelliklere sahip olabileceğini, dolayısıyla da vakum enerjisinin bizim bölgede bu değerde olduğunu söylüyor. İşte bu, kaydettiğimiz değerin neden bu kadar küçük olduğunu da açıklıyor.      

 

Bazı insanlar mantık çerçevesinde varılan bu sonucu eleştirse de keşfin yapıldığı günden bu yana geçen 18 yıl boyunca bu soruya kayda değer bir alternatif yaklaşım sunan da olmadı. “Şimdi yeni bir dönüm noktasındayız, hangi kuramın akla uygun olduğu konusunda radikal bir değişim gerçekleşti,” diyen Steven Weinberg gibi bilim insanlarıysa bu keşfi coşkuyla karşıladı. Ama vakum enerjisinin neden bu kadar düşük olduğuyla ilgili bu açıklamanın farklı bir boyutu daha var: Bu senaryoya göre, boş uzay statik değil, değişken bir yapı. Bu durumda uzun yıllar içerisinde değişime uğrayıp evrenin bu bölgesindeki yaşamı yıkıma uğratacak demektir. Tabii ki bu sırada uzayın bambaşka bölgelerinde yaşama şans tanıyacak miktara da sahip olacak. Vardığımız bu sonucun da gelecekte duyacağımız yeni keşiflerle değişme ya da üzerinde önemli değişiklikler yapılarak biraz daha geliştirilme ihtimali var. Her durumda, ilk bakışta önem verilmeyen bu keşiften, sadece kozmoloji için bile sıra dışı sonuçlara ulaşmamız oldukça hayret verici bir durum. Üstelik bu sonuçlar sicim kuramı, bilimsel yöntemler ve hatta evrenimizin nihai kaderi konusundaki görüşlerimiz için de son derece önemli.                       

Hiçliğin Enerjisi - Yorumlar

YORUMLARINIZI PAYLAŞIN

 

Yapılan Yorumlar

arslan türk21 Nisan 2017

Bu süpernova, yıldız bulutundan oluşan büyük yıldız ve ondan oluşan kırmızı süperdev’den meydana gelmiştir. Süpernova’dan sonra ya nötron yıldızı ya da karadelik oluşur.

BENZER İÇERİKLERİlginizi çekebilecek diğer içerikler

  • Son Yorumlar

  • blog sözlük
  • RASTGELE İÇERİKLER

    Organik Aramalardan Daha Fazla Trafik Elde Etmenin 5 Yolu Sabırlı Olmak Ve Kalmak Üzerine BİMER ile Sorunlarınızı Çözmenin Yolları Almanca’nın Dünya’daki ve Türkiye’deki Yeri Büyükada’da Yapılacak 10 Şey Meslek Seçimi Her Şey midir?

    FACEBOOK SAYFAM

    Hoşgeldiniz

    Ahmet Cem AKTAŞ - Tüm Hakları Saklıdır