Kahkaha

Bayıldım

Cool

Kızgın

Mahcup

Öğretici

Şaşkın

Suskun

Tatlı

Üzgün

Süper

Seo

Dijital Nefret!

Ana Sayfa » Genel » Dijital Nefret!
Dijital Nefret!

Facebook, YouTube, Twitter, Instagram, sözlükler ve online forumlar, yoğun bir nefret dışa vurumuyla domine olmuş durumda! Peki insanlar niçin bu kadar saldırganlar ve bu nefretin hedefi olursanız ne yapabilirsiniz?

 

Dijital linç, Türkiye’de artık bir gerçek haline dönüştü. Ne çok üzücüdür ki yasa koyucular ve koruyucular nasıl önlem alırsa alsın, klavye başındaki  insanlar, sevmedikleri başka insanlar için nefret kusan söylemler dile getirebiliyor ve dijital linçlere katılmaktan çekinmiyorlar.

 

Ne var ki, bu durum aslında sadece Türkiye’nin sorunu değil. Tüm dünya aynı sorunla boğuşuyor. Özellikle göz önünde yaşamakta olan, bilinen, tanınan insanlara karşı artan bu ağır nefret söylemleri, internetten çıkartılamıyor ve sosyal medyanın yaygınlaşması sayesinde, giderek daha da büyüyor.

 

Dijital nefret hakkında karmaşık psikolojik tanımlamalara girişmemize  lüzum yok. En basit haliyle görmek istediğimizde, çok sevilen, izlenen bir dizideki kötü rol oyuncusunun sosyal medya hesaplarına bakmanız yeterli. Temsilen, sevilen bir filmde, baş rol oyuncusu kadının kocasını elinden alan, kötü kalpli kadın karakteri oynayan oyuncunun sosyal medya hesaplarına “keşke ölsen, iğrenç bir  insansın, senden nefret ediyorum!” gibi ve çok daha ağır nefret ifadeleriyle saldırılar gerçekleşiyor. 

 

Daha da ileri boyutlu inceleyecek olursak, çocuklarıyla birlikte ailece tatile çıkan bir çiftin, örneğin mavi turda çektiği fotoğrafları sosyal medyada paylaşması, kabuslarının başlaması için yeterli olabiliyor. Aile eğer çok popüler değilse ve fotoğraflar sadece aile içinde paylaşılıyorsa, büyük sorun yok. Fakat hashtag’ler aracılığı ile geniş kitlelere ulaşan fotoğraflar büyük ilgi görürse, bu kalabalığın içinde ağır nefret sözleri kusan insanlar çıkmaya başlıyor. “Gezip tozup insanlara nispet mi yapıyorsunuz, geminiz batar ve ölürsünüz umarım!” gibi bir yorumu, bu yoruma kızıp karşılık veren başka kişilerle yaşanan tartışmalar, küfürleşmeler, tehditleşmeler takip edebiliyor. Sıradan bir ailenin, iş hayatının yoğunluğu içinde bir hafta izin alıp çıktığı tatilde çektiği güzel bir fotoğraf, o ailenin sinirlerinin bozulması, tatilinin kabusa çevrilmesi, hakaretler ve tehditler almaları için yeterli olabiliyor.

 

Eğer bu saldırıya uğrayan insanların ayrıca bir de, toplumun genel kabul görmüş geleneklerine birazcık da olsa ters düşen alışkanlıkları varsa, bu insanların dijital linçe uğraması, binlerce kişinin bu kurbanlara hakaretler ve tehditler göndermeye başlaması, kurbanın adresinin bulunup ifşa edilmesi, hedef gösterilmesi gibi sonuçların ortaya çıkması da fazla zaman almıyor.

 

Sokakta yüz yüze gelseler, birbirlerine selam verecek, yol verecek, restoranda boş sandalyeyi uzatacak insanlar, dijital dünyada karşılaştıklarında nefret kusan canavarlara dönüşebiliyor.

 

Dijital nefreti anlamak ve bu sorunu durdurabilmek için çalışmalar yapan bilim insanları, bu davranışların nedenini, internet üzerindeki hareketlerden dolayı ceza alma riskinin düşük olmasına ve vicdani sorgulamaların anlamını kaybetmesine, dolayısıyla insanların vahşi, saldırgan güdülerinin kolayca dijital dünyada karşılaştıklarında nefret kusan canavarlara dönüşebiliyorlar.

 

Dijital nefreti anlamak ve bu sorunu durdurabilmek için çalışmalar yapan bilim insanları, bu davranışların nedenini, internet üzerindeki hareketlerden dolayı ceza alma riskinin düşük olmasına ve vicdani sorgulamaların anlamını kaybetmesine, dolayısıyla insanların vahşi, saldırgan güdülerinin kolayca dışarı çıkabilmesiyle açıklıyorlar. Diğer bir deyişle, iki insan yüz yüze iletişim kurduğunda sosyal yetileri, vicdanları, birbirlerinin durumunu anlamalarını sağlayacak empati yetenekleri devreye girerken, internette bu insanlar, karşı tarafın varlığını yok sayan ve sadece kendi düşüncelerini, kendi egosunu öne süren bencil canlılara dönüşüyorlar.

 

Bu ruh hali aslında internet dışında da benzer bir dinamikle çalışıyor. İnsanlar yüz yüze iletişim kurarken birbirlerine daha nazik davranırken, taraflar birbirinden uzaklaştığında, diğer kişi için ağır sözler sarf edebiliyor, düşmanlık besleyebiliyor, dedikodu yapabiliyor, diğerine zarar verici faaliyetlerde bulunabiliyor.

 

Doğrudan bir cezayla karşılaşmayacağını düşünen insan, diğer kişi hakkında içindeki saldırgan duyguları serbest bırakabiliyor.

 

Egzoizm ve anonimlik

İnternetteki tartışmalar ise, doğruyu, gerçeği, mantığı bulmak amacının dışında, tartışanların onay alarak, alkış alarak, insanları kendi peşinden sürükleyerek kendilerini tatmin etmek istedikleri bir yarışmaya dönüşüyor.

 

Diğer insanların alkışını almak, onayını almak insanların kendine güvenini güçlendiriyor. Bu nedenle de, internette linç başlatan ve bu lince katılımın büyüklüğünü gördükçe, kendine güveni geri gelen, kendini iyi hisseden, mutlu olan insanlar mevcut. Aynı şekilde, dijital lince katılanlar da aynı duyguları yaşayarak mutlu oluyorlar.

 

Aslında farklı cephelerde duran insanların birbirleriyle tartışmaları yeni bir şey değil. Bütün dünyada futbol holiganlığının neden olduğu şiddet malum. Stadyumlarda, kendilerinden olmayan taraftarlara nefret kusan holiganlar neyse, internette onlar gibi düşünmeyen, onlar gibi yaşamayan insanlara nefret kusan saldırganlar da aynı karakterde insanlar.

 

Bilim insanlarına göre, internet oto kontrolün devreden çıkmasını çok kolaylaştırıyor. Aynı zamanda, çoğu tartışmanın ve linç kampanyasının, geceleri ortaya çıktığını da gözden kaçırmamak gerekiyor. İnsanlar alkollüyken veya uykulu ve yorgunken, oto kontrol mekanizmasının devreden çıkması çok daha kolaylaşıyor.

 

Ertesi gün veya ertesi hafta, yazdıklarını okuyup yarattığı dijital öfkeden dolayı pişman olan insanların sayısı da hiç  az değil. Bu nedenle, insanların kendilerini tanımaları ve oto kontrolü kaybedecekleri tartışmalardan, yazışmalardan, sosyal mecra platformlarından, belli zaman dilimlerinde uzak durmak için çaba sarf etmeleri gerekiyor. Başkalarına nefret yöneltmek yerine kendi hayatının güzel anlarını yaşamanın daha değerli olduğunu fark ettiklerinde, insanların dijital nefretten uzaklaşmaları mümkün oluyor.

 

Türkiye’de bu konuda yaşanan son örneklerden biri Eylül ayı içinde, Top Model Of The World 2016 yarışmasına katılan Türk modele karşı yönelen dijital linç kampanyası oldu.

 

Ecem Uzgör’ün güzellik kraliçesi olmak için yeterli güzellik kriterlerine sahip olmadığını dile getiren insanların başlattığı linç kampanyası, genç kızın fiziksel hataları ile dalga geçmeye, hakaret etmeye varan saldırılara dönüştü.

 

Bir grup insanın, onların güzellik anlaşışına uygun düşmeyen hatlara sahip olduğu için genç bir kızı linç kampanyası, Türkiye’nin de gündemine girdi. Çok genç yaştaki bir insanın maruz kaldığı bu küçümsemeler ve hakaretlerin, ömür boyu unutulması zor bir travma bırakabileceğini tahmin etmek de zor değil.

 

Facebook ve Twitter, hatta Instagram üzerinden yürüyen bu linç kampanyası boyunca genç kız için sayısız küçük düşürücü ifadeler paylaşıldı, alay edici fotoğraf düzenlemeleri yapıldı, genç kızın güzellik yarışmasındaki mayolu fotoğrafları internet mimi haline dönüştürülerek alay konusu edildi.

 

Öte yandan, Ecem Uzgör’ün tüm bu saldırılara karşın çok sakin kaldığı ve çıktığı programlarda tüm o alaycı ifadeleri umursamadan, mesleğini icra etmeye devam eden profesyonel bir model görünümü vermesi de, genç kıza karşı girişilen linç kampanyasının başladığı hızla sönmesinde büyük rol oynadı. Yani saldırganlar, karşısında ezip sindirebilecekleri bir kurban bulamayınca, linç amacını yitirdi ve internet saldırganları köşelerine çekilmek zorunda kaldılar.

 

Bu yaşananlar, internetteki saldırganlığa ve nefrete hedef olduğumuzda nasıl davranmamız gerektiğine dair iyi bir örnek oluşturuyor. İnternetteki saldırganlara, linç kalabalıklara prim vermeyip, onları önemsemeyip yolumuza devam ettiğimiz takdirde, dijital öfke aradığı karşılığı bulamadığı için besin kaynağını kaybederek sönüyor. Elbette, kurbanların her zaman için yasal haklarını kullanarak, saldırganları adalet önüne çıkarma hakkı da saklı  bulunuyor. Zira, internette de olsa, bir insana nefret kusmak, saldırmak, hakaret etmek suç kapsamına giriyor. Birini sevmek zorunda değilsiniz ama nefretinizi ona hakaretle, iftirayla ifade etmeye kalkıştığınızda, yasalar karşısında suçlu duruma düşersiniz.

 

Bu noktada eleştiri ve hakaret arasındaki ayrımı da iyi yapmak gerekiyor. Bir dizi oyuncusuna, “dizideki oyunculuk performansın çok kötü, beğenmiyorum, keşke diziden ayrılsan da bizim de keyfimiz bozulmasa” demek hakarettir, saldırıdır.

 

Fakat ne yazık ki, sosyal medya ve diğer internet platformları, bu ayrımı yapabilecek kapasiteye sahip olmayan çok genç ve hatta küçük yaştaki kullanıcılarla veya yetişkin ama eğitimsiz bireylerle dolu olduğu için, dijital nefretin kökünü kazımak mümkün olmuyor. Öyle görünüyor ki, sosyal medya ve internet etiğinin de okullara ders olarak konulması ve toplumun henüz yaşken eğitilmesi, gelecekte de aynı sorunun devam etmemesi için yegane çözüm olacaktır.

 

Dijital Nefret! - Yorumlar

YORUMLARINIZI PAYLAŞIN

 

Yapılan Yorumlar

Nurgül27 Ocak 2017

İnsanlar normal hayatlarında kimseye söyleyemedikleri şeyleri sosyal medyada söyleyebiliyor ve bunu yapınca rahatladığını hissediyor maalesef insanlara küfür veya aşağılayıcı sözler yazdığı zaman egosunu tatmin ettiği için hoşuna gidiyor çok acı ama gerçek bu toplum olarak her iki insandan birinin psikolojisi bozuk.

Çay Arası20 Nisan 2017

hakkatten çok önemli bi konuya parmak basmışsın. Şimdilerde nasıl bi şeyse sosyal ağlar insanlara “karşısında iken söyleyemeyeceği hatta arkasından bile etmiyeceği lafları, düşünceleri” yazabiliyor. Bi güzel noktanda bi önceki kullandığım cümlemle de bağlantılı olarak egoistlik, kibir duygularını ateşlemesi, insanların aşırı alınganlaşması, ufacık sözden alevlenmesine neden olduğu da bi gerçek. Kalemine çay kardeşim 🙂

BENZER İÇERİKLERİlginizi çekebilecek diğer içerikler

  • Dizi İle İlgili Yazılarım

    dizi
  • Son Yorumlar

  • blog sözlük
  • RASTGELE İÇERİKLER

    Yapay Zeka Nedir ? Stendhal Sendromu Nedir? Bulut Bilişim Nedir ? Markayı Büyütmek Adına Sosyal Medya Kullanımı Büyükada’da Kışın Ne Yapılır? Meslek Seçimi Her Şey midir?

    FACEBOOK SAYFAM

    Hoşgeldiniz

    Ahmet Cem AKTAŞ - Tüm Hakları Saklıdır